Sümeyye Gökçenoğlu
EDAM Ekopolitik
Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi olarak 4–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Azerbaycan’a gerçekleştirdiğimiz ziyaret kapsamında akademik ve diplomatik temasları içeren, aynı zamanda saha araştırmalarıyla desteklenen kapsamlı bir inceleme süreci yürütülmüştür. Program çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçisi ve Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri başta olmak üzere çeşitli kurum temsilcileri ve yerel aktörlerle görüşmeler gerçekleştirilmiş; ayrıca şehir genelinde yürütülen gözlemler aracılığıyla ülkenin ekonomik yapısına ilişkin doğrudan veriler elde edilmiştir. Bu süreçte özellikle finans piyasaları, şehirleşme dinamikleri, enerji temelli ekonomik yapı ve genel kalkınma modeli üzerine önemli değerlendirmeler yapılmıştır.
Azerbaycan, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanmasının ardından siyasi, ekonomik ve kurumsal açıdan yeniden yapılanma sürecine giren Güney Kafkasya’nın en önemli devletlerinden biri hâline gelmiştir. Bağımsızlığın ilk yıllarında yaşanan siyasi istikrarsızlık, yüksek enflasyon, üretim kaybı ve Dağlık Karabağ Savaşı kaynaklı güvenlik sorunları ülke ekonomisini ciddi biçimde zorlamıştır. Ancak 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren enerji gelirlerine dayalı büyüme modeli sayesinde Azerbaycan ekonomik toparlanma sürecine girmiş ve devlet merkezli kalkınma politikaları uygulanmaya başlanmıştır.
Bu dönüşümün temel dinamiğini petrol ve doğal gaz sektörü oluşturmuştur. Hazar Havzası’ndaki enerji rezervlerinin uluslararası piyasaya açılmasıyla birlikte Azerbaycan önemli miktarda doğrudan yabancı yatırım çekmiştir. Özellikle enerji ihracatı sayesinde elde edilen döviz gelirleri, altyapı yatırımlarını hızlandırmış ve ülkenin finansal kapasitesini artırmıştır. Bu çerçevede enerji ihracatı, ülke bütçesinin en önemli gelir kalemlerinden biri hâline gelmiş; kamu gelirlerinin büyük bir bölümünün petrol ve doğal gaz satışlarından sağlanması, ekonomik yapının enerji temelli bir modele dayanmasına neden olmuştur.
Bununla birlikte Azerbaycan’ın enerji politikasını stratejik hâle getiren en önemli unsur boru hattı projeleri olmuştur. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve TANAP Doğal Gaz Boru Hattı gibi projeler yalnızca enerji taşımacılığı altyapısı olarak değil, aynı zamanda ülke gelirlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik ekonomik koridorlar olarak değerlendirilmektedir. Özellikle bu hatların Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına uzanması, Azerbaycan’ın enerji ihracatını çeşitlendirmiş ve tek bir bölgesel pazara bağımlılığı azaltarak gelir akışını daha istikrarlı hâle getirmiştir.
Boru hattı projeleri sayesinde Azerbaycan, enerji kaynaklarını doğrudan uluslararası pazarlara ulaştırabilen bir konuma gelmiş; bu durum hem döviz gelirlerini artırmış hem de devlet bütçesinin önemli ölçüde enerji ihracatına dayanmasını sağlamıştır. Enerji gelirlerinin kamu bütçesindeki yüksek payı, altyapı yatırımlarını hızlandırırken ülkenin finansal kapasitesinin genişlemesine de katkı sunmuştur.
Finans piyasaları açısından değerlendirildiğinde Azerbaycan’ın, bağımsızlık sonrası dönemde kontrollü ve devlet etkisinin yoğun olduğu bir ekonomik model geliştirdiği görülmektedir. Bankacılık sektörü büyük ölçüde kamu denetimi altında faaliyet göstermekte olup enerji gelirlerinin finansal sistem üzerindeki etkisi oldukça belirgindir. Özellikle petrol fiyatlarındaki değişimlerin manatın değeri, enflasyon oranları ve yatırım ortamı üzerinde doğrudan etkili olduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, Azerbaycan ekonomisinin küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı hassas bir yapı sergilemesine neden olmaktadır.
Bakü özelinde yapılan saha gözlemleri de ekonomik büyüme ve finansal genişlemenin şehirleşme üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Kent merkezinde yükselen modern iş merkezleri, bankalar, lüks konut projeleri ve ticaret alanları enerji gelirlerinin kentsel mekâna yansımasının somut örnekleri arasında yer almaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar sayesinde Bakü, bölgesel ölçekte finans ve ticaret merkezi olma hedefi doğrultusunda önemli bir dönüşüm geçirmiştir.
Bununla birlikte şehir merkezindeki gelişmiş yapı ile çevre bölgelerdeki yaşam standartları arasında belirgin farklar olduğu da dikkat çekmektedir. Bu durum, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine eşit düzeyde yansımadığına işaret etmektedir.
Azerbaycan finans piyasalarının gelişiminde devlet fonlarının ve egemen varlık yönetiminin önemli bir işleve sahip olduğu söylenebilir. Petrol gelirlerinin yönetimi amacıyla oluşturulan kamu fonları, ekonomik istikrarın korunması ve büyük altyapı projelerinin finansmanı açısından stratejik önem taşımaktadır. Bununla birlikte özel sektörün ve sermaye piyasalarının gelişim düzeyi, Türkiye gibi daha çeşitlenmiş ekonomilere kıyasla sınırlı görünmektedir. Borsa ve yatırım araçları gelişmekte olsa da ekonomik faaliyetlerin ağırlıklı olarak enerji sektörüne bağlı olması finansal çeşitliliği sınırlandırmaktadır.
Ülkenin ekonomik gelişim süreci aynı zamanda savunma sanayiindeki dönüşümle paralel ilerlemiştir. Özellikle Karabağ sorunu nedeniyle güvenlik politikaları Azerbaycan devletinin temel öncelikleri arasında yer almıştır. Bu doğrultuda enerji gelirlerinin önemli bir kısmı savunma harcamalarına ve askeri modernizasyona yönlendirilmiştir. Son yıllarda Türkiye ve İsrail başta olmak üzere çeşitli ülkelerle geliştirilen savunma iş birlikleri sayesinde Azerbaycan, modern askeri teknolojilere yatırım yapan bölgesel aktörlerden biri hâline gelmiştir.
Özellikle İkinci Dağlık Karabağ Savaşı sırasında kullanılan insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri ve yüksek teknolojili mühimmatlar, Azerbaycan’ın savunma sanayiinde ulaştığı kapasiteyi göstermesi açısından dikkat çekmiştir. Savunma sanayiindeki bu gelişim yalnızca askeri başarı sağlamamış, aynı zamanda teknoloji transferi, mühendislik kapasitesi ve stratejik üretim alanlarında ekonomik katkı da oluşturmuştur. Böylece savunma sektörü, enerji dışında ülkenin stratejik yatırım alanlarından biri hâline gelmiştir.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkiler de hem finansal hem stratejik açıdan güçlü bir yapı sergilemektedir. Türk şirketlerinin bankacılık, inşaat, enerji ve hizmet sektörlerinde Azerbaycan’da aktif rol oynadığı görülmektedir. Ayrıca iki ülke arasındaki enerji projeleri ve savunma sanayii iş birlikleri, ekonomik entegrasyonu daha da güçlendirmektedir. Saha araştırması sırasında gözlemlenen Türk markalarının yaygınlığı ve Türkiye’ye yönelik olumlu toplumsal yaklaşım, ekonomik ilişkilerin sosyal düzeyde de desteklendiğini göstermektedir.
Sonuç olarak Azerbaycan, bağımsızlığından bu yana enerji gelirleri merkezli bir ekonomik büyüme modeli geliştirmiştir. Bu model sayesinde ülke; altyapı, şehirleşme, finansal kapasite ve savunma sanayii alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak ekonominin enerji sektörüne yüksek düzeyde bağımlı olması, uzun vadede finansal kırılganlık riskini artıran temel unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Buna rağmen ülke, sahip olduğu stratejik kaynaklar, gelişen savunma sanayii ve bölgesel iş birlikleri sayesinde Güney Kafkasya’nın ekonomik ve jeopolitik açıdan en etkili aktörlerinden biri olma konumunu sürdürmektedir.


