- Şuşa’da Yeniden Yapılanma Sürecinin Ekonomik Yansımaları
Sümeyye Gökçenoğlu
EDAM Ekopolitik
Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi (EDAM) olarak 4-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Azerbaycan’a gerçekleştirdiğimiz ziyaret programı kapsamında, 8 Mayıs 2026 tarihinde Şuşa’ya yönelik özel bir inceleme ve temas ziyareti de düzenlenmiş ve savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinin ekonomik ve toplumsal etkilerine ilişkin saha gözlemleri yapılmıştır. Şehir genelinde yürütülen incelemelerde günlük yaşamın yeniden kurulmaya çalışıldığı görülmekle birlikte ekonomik düzenin henüz tam anlamıyla istikrarlı bir yapıya kavuşmadığı dikkat çekmektedir. Kent merkezinde devam eden inşaat faaliyetleri ve altyapı çalışmaları fiziksel yeniden yapılanmanın sürdüğünü göstermektedir.
Yerel halkla gerçekleştirilen görüşmelerde geleceğe ilişkin ekonomik belirsizliklerin devam ettiği yönünde değerlendirmeler öne çıkmıştır. Güvenlik koşullarının geçmiş döneme kıyasla daha istikrarlı olduğu ifade edilmekle birlikte, ekonomik anlamda uzun vadeli planlamaların henüz yapılamadığı belirtilmektedir. Özellikle istihdam olanakları, özel sektör yatırımları ve sürdürülebilir ticari faaliyetler konusunda net bir ekonomik yapının oluşmadığı gözlemlenmektedir. Bu durum, savaş sonrası bölgelerde sıklıkla karşılaşılan geçiş ekonomisi dinamiklerini yansıtmaktadır.
Kentte yaşayan nüfusun hâlen sınırlı seviyede olması ekonomik hareketliliğin düşük düzeyde seyretmesine neden olmaktadır. Şehirde devlet destekli yeniden yapılandırma projeleri ön plana çıkarken, günlük ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde kamu yatırımları etrafında şekillendiği görülmektedir. Yerel işletmelerin sayısının sınırlı olması ve özel girişimlerin yeterince gelişmemesi ekonomik çeşitliliğin henüz oluşmadığını göstermektedir.
Bununla birlikte savaş sonrası dönemde fiyat artışlarının beklenen düzeyde yüksek seyretmemesi dikkat çekici bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Yerel halk tarafından temel tüketim ürünlerinde ciddi fiyat dalgalanmalarının yaşanmadığı ifade edilmektedir. Nüfus yoğunluğunun düşük olması ve piyasa hareketliliğinin sınırlı düzeyde kalması nedeniyle tüketim talebinin kontrollü bir yapıda seyrettiği anlaşılmaktadır. Bu durum fiyat istikrarının korunmasında etkili faktörlerden biri olarak değerlendirilebilir.
Şehir genelinde altyapı yatırımlarının hızla devam ettiği gözlemlenmektedir. Azerbaycan yönetimi tarafından Şuşa yalnızca yeniden yerleşim alanı olarak değil, aynı zamanda kültürel ve sembolik bir merkez olarak yeniden yapılandırılmaktadır. Konut projeleri, yol çalışmaları, kamu binaları ve kültürel restorasyon faaliyetleri şehirdeki yeniden inşa sürecinin temel unsurları arasında yer almaktadır. Bu durum devletin bölgeye yönelik uzun vadeli stratejik yaklaşımını ortaya koymaktadır.
Literatürde savaş sonrası şehir ekonomileri incelendiğinde ilk aşamada kamu yatırımlarının belirleyici rol üstlendiği görülmektedir. Şuşa’da gözlemlenen ekonomik yapı da benzer bir modele işaret etmektedir. Ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde merkezi planlama ve devlet destekli projeler üzerinden ilerlediği anlaşılmaktadır. Bu model kısa vadede yeniden toparlanma sürecini hızlandırmakla birlikte, uzun vadede özel sektör yatırımlarının yetersiz kalması durumunda ekonomik sürdürülebilirlik açısından çeşitli riskler oluşturabilir.
Turizm sektörünün gelecekte şehir ekonomisinin temel bileşenlerinden biri hâline gelmesi beklenmektedir. Tarihî ve kültürel mirasın yeniden ayağa kaldırılmasına yönelik yoğun restorasyon faaliyetleri yürütülmektedir. Azerbaycan yönetiminin Şuşa’yı kültürel merkez olarak konumlandırmaya çalıştığı görülmekte; uluslararası heyet ziyaretleri ve kültürel organizasyonlar da bu süreci desteklemektedir. Bu durumun ilerleyen dönemde hizmet sektörü ve küçük ölçekli ticari faaliyetler üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceği değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte ekonomik sürdürülebilirlik açısından çeşitli yapısal sorunların devam ettiği görülmektedir. Özellikle nüfusun geri dönüş sürecinin beklenen hızda ilerlememesi şehir ekonomisinin doğal gelişimini sınırlamaktadır. Fiziksel yeniden yapılanmaya rağmen ekonomik faaliyet alanlarının sınırlı kalması ve iş imkânlarının yeterli düzeye ulaşmaması, kalıcı yerleşim sürecini zorlaştıran unsurlar arasında değerlendirilmektedir.
Şehirde yapılan gözlemler savaş sonrası toparlanma sürecinin yalnızca fiziksel yeniden inşa faaliyetleriyle sınırlı olmadığını ortaya koymaktadır. Ekonomik güven ortamının oluşması, özel sektör yatırımlarının artırılması ve sürdürülebilir istihdam alanlarının oluşturulması bölgenin uzun vadeli kalkınması açısından önem taşımaktadır. Özellikle genç nüfusun ekonomik beklentileri ve istihdam taleplerinin gelecekte şehir ekonomisinin şekillenmesinde belirleyici rol oynayacağı değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak Şuşa, savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinin ekonomik ve toplumsal etkilerini gözlemleme açısından dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Fiziksel altyapı yatırımları ve restorasyon faaliyetleri hızlı biçimde devam etmekle birlikte ekonomik düzenin henüz tam anlamıyla kurumsallaşmadığı anlaşılmaktadır. Belirsizliklerin devam ettiği mevcut süreçte kamu yatırımları ekonomik yapının temel unsurunu oluşturmaya devam ederken, uzun vadeli ekonomik istikrarın özel sektör yatırımları, nüfus artışı ve sürdürülebilir ticari faaliyetlerle desteklenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

- Fikir Atlasımızda Tarihi Bir Vesika Olarak Gardaş Kömeği Mecmuası
Beyzanur Sarigül[1]
Saha Araştırması
Türk dünyasının entegrasyon süreçleri sadece ekonomik veya siyasi temeller üzerine değil aynı zamanda derin bir tarihi hafıza ve kültürel diplomasi zemini üzerine inşa edilmektedir. Bu bağlamda 1915 yılında Bakü’de neşredilen Gardaş Kömeği mecmuası Türk dünyasının en zorlu dönemlerinde sergilediği dayanışmanın en nitelikli belgelerinden biridir. Birinci Dünya Savaşı’nın Kafkas cephesinde yarattığı insani kriz karşısında Azerbaycan aydınlarının ve halkının gösterdiği bu refleks bugün Erzurum ile Bakü arasındaki diplomatik ve akademik bağların tarihsel meşruiyetini de kanıtlamaktadır.
Tarihi Arka Plan ve Nargin Adası Krizi
1914 yılının aralık ayı ile 1915 yılının ocak ayı arasında gerçekleşen Sarıkamış Harekatı sonucunda yaklaşık 7.200 Osmanlı askeri Rus kuvvetlerine esir düşmüştür. Bu sayının savaşın ilerleyen dönemlerinde 60.000 civarına ulaştığı tahmin edilmektedir. Esirlerin büyük bir kısmı Bakü yakınlarında bulunan ve ağır iklim koşulları sebebiyle Yılan Adası olarak da bilinen Nargin Adası’na sevk edilmiştir. Adadaki esirlerin açlık salgın hastalıklar ve susuzluk gibi hayati tehlikelerle karşı karşıya kalması Azerbaycan toplumunda büyük bir infial yaratmıştır. Bakü halkı bu drama kayıtsız kalmayarak Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi ve Muhtaçlara Kömek Cemiyeti gibi yapılar üzerinden devasa bir yardım faaliyeti organize etmiştir.
Mecmuanın Doğuşu ve Sembolik Önemi
24 Mart 1915 tarihinde Nevruz Bayramı’nın kutlandığı günlerde Bakü’deki Müslüman basın organlarının ortak kararıyla Gardaş Kömeği isimli bir dergi yayımlanmıştır. Bu derginin temel amacı hem Anadolu’daki direnişi Azerbaycan kamuoyuna duyurmak hem de satışından elde edilen gelirle Nargin Adası’ndaki esirlere yardım ulaştırmaktır. Mecmuanın kapağında yer alan yaralı ana ceylan ve etrafındaki yavru ceylan figürü Osmanlı Devleti ile diğer Türk toplulukları arasındaki organik bağı temsil eden en güçlü görsel hafıza unsurlarından biridir. On kapik bedelle satılan bu yayından elde edilen 1.300 manatlık gelir doğrudan ilaç gıda ve battaniye alımı için kullanılarak esirlerin yaşam mücadelesine katkı sağlamıştır. Hacı Zeynelabidin Tağıyev gibi dönemin önde gelen hayırseverleri de bu süreçte hem maddi imkanlarını seferber etmiş hem de sivil esirlerin kaldığı yapıların masraflarını üstlenmiştir.
TİKA ve Tıpkıbasım Çalışmaları
Tarihi hafızayı canlı tutmak adına Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yürütülen projeler bu kadim mirasın akademik dünyaya yeniden kazandırılmasını sağlamıştır. TİKA ve Azerbaycan Cumhuriyetinin Gençliğe Yardım Vakfı’yla birlikte 2012 yılında gerçekleştirilen bir proje kapsamında Gardaş Kömeği mecmuasının orijinal nüshaları Latin alfabesine aktarılarak tıpkıbasım yöntemiyle kitaplaştırılmıştır. Bu çalışma sadece bir arşiv faaliyeti değil aynı zamanda iki kardeş ülke arasındaki ticari ve kültürel diplomasinin akademik boyutunu da besleyen bir kaynak niteliğindedir. TİKA ayrıca 2012 yılında Bakü’de düzenlediği uluslararası sempozyumla bu yardım hareketinin tarihsel önemini bilimsel bir platformda tartışmaya açmıştır.
Saha Araştırması Verileri ve Kurumsal İş Birlikleri
4-10 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Azerbaycan saha araştırması kapsamında elde edilen bulgular bu tarihi dayanışma ruhunun bugün hala kurumsal bir karşılığı olduğunu göstermektedir. Erzurum Büyükşehir Belediyesi himayesinde olan Erzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi (EDAM) heyetinin Karabağ bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretler bu sürecin en kritik aşamasını oluşturmaktadır. Özellikle 8 Mayıs tarihinde ulaşılan Şuşa kenti Türk dünyasının sembol şehirlerinden biri olarak kültürel diplomasinin merkez üssü konumundadır. Şuşa Özel Temsilciliği ile yürütülen temaslarda gündeme gelen Erzurum ve Şuşa arasındaki Kardeş Şehir Protokolü 1915 yılındaki yardımlaşma iradesinin modern ve kurumsal bir devamıdır.
Ağdam ve Hankendi bölgelerinde yapılan incelemeler bölgedeki kültürel dokunun korunması adına yürütülen titiz faaliyetleri yerinde gözlemleme imkanı sunmuştur. TİKA Bakü Program Koordinasyon Ofisi ziyareti sırasında ele alınan kalkınma projeleri Türk dünyasındaki istikrarın akademik ve stratejik temellerini güçlendirmektedir. Ayrıca MİMTA Yayınları ile yapılan görüşmelerde Azerbaycan düşünce tarihinin köşe taşları olan Işıq ve Fuyuzat dergilerinin yayın serüvenleri incelenmiştir. Bu yayınların Türk dünyasının ortak fikir atlasındaki yeri değerlendirilirken Gardaş Kömeği mecmuasının taşıdığı insani diplomasi ruhu ile olan benzerlikleri dikkat çekicidir.
Sonuç olarak, Gardaş Kömeği mecmuası bir yayın organı olmanın ötesinde Türk dünyası 2040 vizyonu ve 2022–2026 strateji belgelerinde vurgulanan ortak aidiyet inşasının tarihi referansıdır. Bakü Devlet Üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası konferansta sunulan bildirilerde de vurgulandığı üzere göç hareketlerinin ve tarihi yardımlaşmaların sosyokültürel sermayeye dönüşümü stratejik bir önceliktir. MİMTA Yayımları, Bakü Devlet Üniversitesi ve ADA Üniversitesi gibi kurumlarda gerçekleştirilen akademik temaslar bu tarihi birikimin modern araştırma projeleriyle taçlandırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
[1] Beyzanur.sarigul19@ogr.atauni.edu.tr
- Azerbaycan’da Ekonomik Dönüşüm, Finans Piyasaları ve Şehirleşme Saha Araştırması Bulguları
Sümeyye Gökçenoğlu
EDAM EkopolitikErzurum Diplomasi Araştırmaları Merkezi olarak 4–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Azerbaycan’a gerçekleştirdiğimiz ziyaret kapsamında akademik ve diplomatik temasları içeren, aynı zamanda saha araştırmalarıyla desteklenen kapsamlı bir inceleme süreci yürütülmüştür. Program çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçisi ve Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri başta olmak üzere çeşitli kurum temsilcileri ve yerel aktörlerle görüşmeler gerçekleştirilmiş; ayrıca şehir genelinde yürütülen gözlemler aracılığıyla ülkenin ekonomik yapısına ilişkin doğrudan veriler elde edilmiştir. Bu süreçte özellikle finans piyasaları, şehirleşme dinamikleri, enerji temelli ekonomik yapı ve genel kalkınma modeli üzerine önemli değerlendirmeler yapılmıştır.
Azerbaycan, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanmasının ardından siyasi, ekonomik ve kurumsal açıdan yeniden yapılanma sürecine giren Güney Kafkasya’nın en önemli devletlerinden biri hâline gelmiştir. Bağımsızlığın ilk yıllarında yaşanan siyasi istikrarsızlık, yüksek enflasyon, üretim kaybı ve Dağlık Karabağ Savaşı kaynaklı güvenlik sorunları ülke ekonomisini ciddi biçimde zorlamıştır. Ancak 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren enerji gelirlerine dayalı büyüme modeli sayesinde Azerbaycan ekonomik toparlanma sürecine girmiş ve devlet merkezli kalkınma politikaları uygulanmaya başlanmıştır.
Bu dönüşümün temel dinamiğini petrol ve doğal gaz sektörü oluşturmuştur. Hazar Havzası’ndaki enerji rezervlerinin uluslararası piyasaya açılmasıyla birlikte Azerbaycan önemli miktarda doğrudan yabancı yatırım çekmiştir. Özellikle enerji ihracatı sayesinde elde edilen döviz gelirleri, altyapı yatırımlarını hızlandırmış ve ülkenin finansal kapasitesini artırmıştır. Bu çerçevede enerji ihracatı, ülke bütçesinin en önemli gelir kalemlerinden biri hâline gelmiş; kamu gelirlerinin büyük bir bölümünün petrol ve doğal gaz satışlarından sağlanması, ekonomik yapının enerji temelli bir modele dayanmasına neden olmuştur.
Bununla birlikte Azerbaycan’ın enerji politikasını stratejik hâle getiren en önemli unsur boru hattı projeleri olmuştur. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve TANAP Doğal Gaz Boru Hattı gibi projeler yalnızca enerji taşımacılığı altyapısı olarak değil, aynı zamanda ülke gelirlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik ekonomik koridorlar olarak değerlendirilmektedir. Özellikle bu hatların Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına uzanması, Azerbaycan’ın enerji ihracatını çeşitlendirmiş ve tek bir bölgesel pazara bağımlılığı azaltarak gelir akışını daha istikrarlı hâle getirmiştir.
Boru hattı projeleri sayesinde Azerbaycan, enerji kaynaklarını doğrudan uluslararası pazarlara ulaştırabilen bir konuma gelmiş; bu durum hem döviz gelirlerini artırmış hem de devlet bütçesinin önemli ölçüde enerji ihracatına dayanmasını sağlamıştır. Enerji gelirlerinin kamu bütçesindeki yüksek payı, altyapı yatırımlarını hızlandırırken ülkenin finansal kapasitesinin genişlemesine de katkı sunmuştur.
Finans piyasaları açısından değerlendirildiğinde Azerbaycan’ın, bağımsızlık sonrası dönemde kontrollü ve devlet etkisinin yoğun olduğu bir ekonomik model geliştirdiği görülmektedir. Bankacılık sektörü büyük ölçüde kamu denetimi altında faaliyet göstermekte olup enerji gelirlerinin finansal sistem üzerindeki etkisi oldukça belirgindir. Özellikle petrol fiyatlarındaki değişimlerin manatın değeri, enflasyon oranları ve yatırım ortamı üzerinde doğrudan etkili olduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, Azerbaycan ekonomisinin küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı hassas bir yapı sergilemesine neden olmaktadır.
Bakü özelinde yapılan saha gözlemleri de ekonomik büyüme ve finansal genişlemenin şehirleşme üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Kent merkezinde yükselen modern iş merkezleri, bankalar, lüks konut projeleri ve ticaret alanları enerji gelirlerinin kentsel mekâna yansımasının somut örnekleri arasında yer almaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar sayesinde Bakü, bölgesel ölçekte finans ve ticaret merkezi olma hedefi doğrultusunda önemli bir dönüşüm geçirmiştir.
Bununla birlikte şehir merkezindeki gelişmiş yapı ile çevre bölgelerdeki yaşam standartları arasında belirgin farklar olduğu da dikkat çekmektedir. Bu durum, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine eşit düzeyde yansımadığına işaret etmektedir.
Azerbaycan finans piyasalarının gelişiminde devlet fonlarının ve egemen varlık yönetiminin önemli bir işleve sahip olduğu söylenebilir. Petrol gelirlerinin yönetimi amacıyla oluşturulan kamu fonları, ekonomik istikrarın korunması ve büyük altyapı projelerinin finansmanı açısından stratejik önem taşımaktadır. Bununla birlikte özel sektörün ve sermaye piyasalarının gelişim düzeyi, Türkiye gibi daha çeşitlenmiş ekonomilere kıyasla sınırlı görünmektedir. Borsa ve yatırım araçları gelişmekte olsa da ekonomik faaliyetlerin ağırlıklı olarak enerji sektörüne bağlı olması finansal çeşitliliği sınırlandırmaktadır.
Ülkenin ekonomik gelişim süreci aynı zamanda savunma sanayiindeki dönüşümle paralel ilerlemiştir. Özellikle Karabağ sorunu nedeniyle güvenlik politikaları Azerbaycan devletinin temel öncelikleri arasında yer almıştır. Bu doğrultuda enerji gelirlerinin önemli bir kısmı savunma harcamalarına ve askeri modernizasyona yönlendirilmiştir. Son yıllarda Türkiye ve İsrail başta olmak üzere çeşitli ülkelerle geliştirilen savunma iş birlikleri sayesinde Azerbaycan, modern askeri teknolojilere yatırım yapan bölgesel aktörlerden biri hâline gelmiştir.
Özellikle İkinci Dağlık Karabağ Savaşı sırasında kullanılan insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri ve yüksek teknolojili mühimmatlar, Azerbaycan’ın savunma sanayiinde ulaştığı kapasiteyi göstermesi açısından dikkat çekmiştir. Savunma sanayiindeki bu gelişim yalnızca askeri başarı sağlamamış, aynı zamanda teknoloji transferi, mühendislik kapasitesi ve stratejik üretim alanlarında ekonomik katkı da oluşturmuştur. Böylece savunma sektörü, enerji dışında ülkenin stratejik yatırım alanlarından biri hâline gelmiştir.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkiler de hem finansal hem stratejik açıdan güçlü bir yapı sergilemektedir. Türk şirketlerinin bankacılık, inşaat, enerji ve hizmet sektörlerinde Azerbaycan’da aktif rol oynadığı görülmektedir. Ayrıca iki ülke arasındaki enerji projeleri ve savunma sanayii iş birlikleri, ekonomik entegrasyonu daha da güçlendirmektedir. Saha araştırması sırasında gözlemlenen Türk markalarının yaygınlığı ve Türkiye’ye yönelik olumlu toplumsal yaklaşım, ekonomik ilişkilerin sosyal düzeyde de desteklendiğini göstermektedir.
Sonuç olarak Azerbaycan, bağımsızlığından bu yana enerji gelirleri merkezli bir ekonomik büyüme modeli geliştirmiştir. Bu model sayesinde ülke; altyapı, şehirleşme, finansal kapasite ve savunma sanayii alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak ekonominin enerji sektörüne yüksek düzeyde bağımlı olması, uzun vadede finansal kırılganlık riskini artıran temel unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Buna rağmen ülke, sahip olduğu stratejik kaynaklar, gelişen savunma sanayii ve bölgesel iş birlikleri sayesinde Güney Kafkasya’nın ekonomik ve jeopolitik açıdan en etkili aktörlerinden biri olma konumunu sürdürmektedir.


